“Hatay Sarısı İpek Turizm Çalıştayı”

Ottoman Palace’de düzenlenen çalıştay saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı ile başladı. Açılış konuşmalarında Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Hatay’ın farklı dillerin konuşulduğu, aynı duyguların paylaşıldığı ve bu duyguların temelinde insana saygının olduğu, hoşgörünün olduğu, birbirini dinleme nezaketinin olduğu çok önemli kültür ve medeniyet şehri olduğunu söyledi.

Yayman, Mevlana’nın sözünden örnek vererek, Hatay’da insanların farklı diller konuştuğunu ama duygularının aynı olduğunu kaydetti. Yayman, “Hz. Mevlana’nın güzel bir sözü var, der ki ’aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar kardeştirler.’ Hatay’ın sokaklarında, uzun çarşıda, caddelerinde farklı dillerin konuşulduğuna şahit olursunuz. Özellikle il dışından gelen değerli misafirlerimiz bunu fark edeceklerdir. Gerçekten uzun çarşıda yürüdüğünüzde ulu caminin kenarında, Habib-i Neccar’da, dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi Kurtuluş Caddesi’nde yürüdüğünüzde o daha farklı lisanların konuşulduğunu görürsünüz. İşte Hatay, farklı dillerin konuşulduğu ama aynı duyguların paylaşıldığı ve bu duyguların temelinde insana saygının olduğu, hoşgörünün olduğu, birbirini dinleme nezaketinin olduğu çok önemli kültür ve medeniyet şehridir” dedi.

Hatay’da 6 kuşaktır ipek kozasından ürün elde eden Hasan Büyükaşık (83), ipek kozasının öneminden bahsederek yeni neslin bu mesleğe ilgi göstermediğini söyledi.

7 yaşından bu yana babasından öğrendiği ipek kozası ürünler elde ettiklerini belirten Büyükaşık, hayattan mahrum kaldığını ama ekmeğini ipek kozasından çıkardığını vurguladı.

Büyükaşık, desteklemeyle 1985 yılında Hatay’da 95 ton koza çıktığını söyleyerek, “Gümüşgözeliyim. Bu ipekçilik hakkında 7 yaşındayken bu işe başladım. Allah’a şükür başarılarla sürdürdüm. 10 yaşına gelince bana birisi çalışmayı teklif etti, dedi ’Nazire Ördekçi’ye ipek çekeceğiz.’ Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın. Ocağı ördüm, ipeği çekeceğim ve ipeği ben çektim. Fakat esas gelişmem, kabiliyetim babamdan kaynaklı. Babam otururdu çıkrıkta, o çektiğim ipekten herhangi bir pürüz çıkarsa anlatırdı bana. Şöyle yap, böyle yap, Allah’a şükür lafına uydum. Fakat bu hale gelmek için yemekten kıstım, her şeyden mahrum kaldım. Fakat Allah’a bin şükür olsun bana bu akıl verdi. Hayatımızı kurtardık. Bu işin başlangıcında eskiden koza sarı idi, o sarı koza 1958’de sıfıra düştü. Baktık bu mahsul ölecek. Şahsen meslek arkadaşı Şerif Arat, Japonya’dan 4 çeşit tohum getirtti. Köy köy, ev ev, elimizde ipek böceği beslemek isteyen kişiler dut yaprağına tohum verebiliriz. Kimi memnuniyetle karşıladı, kimi kovdu. Nihayet 1985 yılında Hatay’da 95 ton koza çıktı. Sağolsun devlet tarafından Koza Birlik tohum dağıtıyor 2 yıldan bu yana. Bu nesil halinden anlamıyor. Geçen sene dağıtılan tohumlara göre 13 ton koza kurtarması lazım. 1 ton 350 kilo alabildik. Fakat ben bu işi geliştirmek istiyorum. Yaşamasını istiyorum” diye konuştu.

İpek dokuma ustaları Hasan Büyükaşık ve Şerif Arat’a Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman tarafından plaket verilirken, daha sonra Türkiye’de ve dünyada ipekçilik konusunda Yayman başkanlığında çalıştayın birinci oturumu gerçekleştirildi.

Bir önceki yazımız olan Suriyeli engelli kardeşlere İHH’dan yardım eli başlıklı makalemizde Bilim Teknoloji, Borsa ve Döviz hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir